Eğer ben eğitim yıllarımı noktalayıp çalışma hayatına atılmayı düşünüyor olsaydım her şeyden önce kendime soracağım soru şu olurdu: “Nasıl bir şirkette çalışmak istiyorum?” Hiç kuşkusuz, aklımda daha farklı sorular da olurdu. Örneğin, gireceğim şirkette;
à Kariyerimde hızla yükselebilir miyim?
à Kendimi geliştirme şansım olacak mı?
à Bu işyerindeki insanlar, ülkemi ve dünyayı tanıyabilmem açısından bana yüksek imkanlar sunabilir mi?
à Eğitimim ve şimdiden kazandığım uzmanlıklar kariyerime tam olarak yansıyabilecek mi?
à Yaratacağım katma değerdeki artışa paralel olarak bana sunulan imkanlar artacak mı?
à İçinde bulunacağım ortam pozitif, çalışma arkadaşlarımla ilişkilerim keyifli olacak mı?
à Çalışmaya başlayacağım şirket, bana gelecek güvencesi sağlayabilecek mi?
Ayrıca, gençlik yıllarında çok önem vermediğimiz bazı konular, yıllar içerisinde düşüncelerimizde ön plana çıkacaktır.
à Bireyin gelecekteki mutluluğu için iş alanı seçimi mi şirket seçimi mi önemlidir?
à Çalışılan şirket ve çalışma ortamından duyulan memnuniyet ile başarma azmi arasında nasıl bir denge kurmak gerekir?
à Çalışılan şirketin değerleri ve yürüttüğü toplumsal sorumluluk faaliyetleri bireylerin iş yaşamları ve çalışma ortamlarından duydukları mutluluk üzerinde etkili olur mu?
Şirket ve meslek seçimi öncesinde bu saydıklarıma benzer pek çok soru akla gelebilir ve tartışılabilir. Aslında, bu soruların tümünün temelinde çalışanın mutluluğunu artırmanın yolları aranmaktadır.
Şu an için size, iş hayatında mutluluğa giden yolun temel özelliklerinden kısaca bahsedebilme fırsatım var. Bu soru bana sorulsa şöyle bir yanıt verirdim:
“Üstün yönetim teknikleri ile yönetilen, insanın kariyerinde en ileri noktaya kadar gidebileceği, çalışanına gelişim fırsatları sunan, performansın adil olarak ölçüldüğü, uluslararası ortaklı, hissedarlarına, çalışanlarına ve topluma karşı sosyal sorumluluklarına yüksek önem veren, etik değerleri doğru şekilde tanımlanmış bir şirkette çalışmak isterdim.”
Size ayrıca şunu da söyleyebilirim: Okulundan yeni mezun bir gencin hayallerinde yer alabilecek bu kurumsal özelliklerin tümü Borusan’da vardır.
Borusan’ın temelleri bundan 64 yıl önce atıldı. Bugün çelik, distribütörlük ve lojistik alanlarında 4850 çalışanımız var. 2007 yılı içerisinde enerji sektörüne girdik. Çalıştığımız alanların tümünde dünyanın önde gelen şirketleri ile ortaklıklar kurarak hedeflerimize ilerliyoruz. Ülkemizle birlikte büyüyebileceğimize inanıyoruz. Bu nedenle özellikle eğitim ve kültür alanlarında her yıl sayısız sosyal sorumluluk projesine imza atıyoruz. Grubumuzun ilk günkü dinamizm ve coşku ile büyümesinin ve Türkiye için katma değer yaratabilmesinin kökeninde, aynı heyecanı paylaşan insan kaynaklarımız var. Borusan, “En güçlü sermayemiz insan kaynaklarımızdır.” ilkesiyle geleceğe yürüyor. Borusan’da hayallerin tümü gerçekleşiyor. 2010 yılına kadar olan 5 yıllık stratejik planımızda Grubumuzun cirosunu iki kattan fazla artırmayı öngörüyoruz. Bu büyüme perspektifinde, 2010 yılında 6000 çalışan sayısına ulaşmayı planlıyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yeni çalışma arkadaşlarımız aramıza katılacak ve Grubumuzun büyüme hedefi ağırlıklı olarak yurtdışındaki faaliyetlerle sağlanacak. Küresel şirket kimliğine Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarlarındaki yatırımlarla ulaşılacak.
Hedefimiz en kısa ifadeyle, 2010 yılında 5 milyar dolar ciro ve 6000 mutlu çalışandır. Bu iddiayı paylaşabilecek potansiyeli yüksek tüm gençleri aramıza katılmaya çağırıyoruz.